Opening remarks by H.E. Recep Tayyip Erdoğan, Prime Minister, the Republic of Turkey

II. İSTANBUL SOMALİ KONFERANSI
 AÇILIŞ KONUŞMASI
(1 Haziran 2012, Cuma, Saat 10:00, İstanbul Kongre Merkezi  )

Aziz Kardeşim, Cumhurbaşkanı Sayın Şeyh Şerif Ahmed,
Saygıdeğer Devlet ve Hükümet Başkanları,
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Ban Ki-Mun,
Çok değerli katılımcılar,
Hanımefendiler, Beyefendiler,
Sizleri en kalbi duygularımla selamlıyor; 2’nci İstanbul Somali Konferansı’nın, Somalili tüm kardeşlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
İkinci İstanbul Konferansına katılmak üzere Türkiye’ye, İstanbul’a gelmiş tüm devlet ve hükümet Başkanlarına, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne, tüm ülke ve uluslararası kuruluş temsilcilerine teşekkür ediyorum.
İkinci İstanbul Konferansı, uluslararası toplumun değerli temsilcileri kadar, Somali toplumunun tüm kesimlerini ve temsilcilerini de bir araya getiriyor.
Bugün, Değerli Somali Cumhurbaşkanı, değerli Parlamento Başkanı, Sayın Başbakan ve Sayın Bakanlar aramızdalar.
Ayrıca, Somali’de değişik kesimleri temsil eden liderler, kanaat önderleri, bizim Türkçe’de AK SAKALLILAR dediğimiz tecrübeli önderler, aydınlar, sivil toplum ve diaspora temsilcileri de bugün bu konferansa katılıyorlar.
SOMALİ LEND Cumhurbaşkanı ve heyetini de aramızda görmekten ayrıca memnun olduğumu ifade etmek istiyorum.
Bu vesileyle, Somalili tüm kardeşlerimize, bu konferansa katılan tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, inşallah İstanbul’dan, Somali için umut dolu olarak dönmenizi temenni ediyorum.

Değerli misafirler,
Çok değerli dostlarım…
Geçtiğimiz yıl, Ağustos ayında Mogadişu’ya bir ziyaret gerçekleştirdik.
Eşim, ailem, bakan arkadaşlarım, milletvekillerimiz, çeşitli kurumlarımızın yöneticileri bu ziyarete katıldılar.
Ayrıca, işadamı, sanatçı, gazeteci, yazar ve sivil toplum temsilcilerinden oluşan kalabalık bir heyet de o ziyarette bize eşlik ettiler.
Bir tam gün boyunca, Somali’de, Mogadişu’da, yaşanan sorunu, dramı, çekilen acıları yerinde görme imkanımız oldu.
Türkiye, tarih boyunca Afrika ile her zaman iletişim ve işbirliği içinde olmuştur.
Somali’yle, Somalili kardeşlerimizle de aynı şekilde tarih boyunca yakından ilgilendik.
Ancak, son yaşanan kıtlıkla ortaya çıkan yoksulluk konusunda, ilgilenmenin ötesinde bir şeyler yapılmasının gerekliliğini yüreklerimizde hissettik.
Gerek Mogadişu ziyaretimiz öncesinde, gerek sonrasında, dünya kamuoyunun dikkatini Somali’ye çekmek için çok yoğun bir çaba içinde olduk.
Somali’de yaşanan yoksulluk dramını, ulaşabildiğimiz her ülkeye, her yetkiliye samimiyetle aktardık.
Uluslararası her platformda, Somali’nin dertlerini, kendi meselemiz gibi bütün yalınlığıyla ortaya koyduk.
Somali’yi görmeyenlere, görmek istemeyenlere, Somali’de yaşananları hissetmeyenlere; Somali’nin sesini, Somali’nin feryadını duyurmak için son derece samimi, hasbi, içten bir mücadele içinde olduk.
Bakınız, Somali’ye gitmeyen, oradaki manzarayı görmeyenlerin, durumun vehametini anlamaları kolay olmayabilir.
Başkentin hemen içinde, on binlerce aile, çadırlarda yaşıyor…
Çadır dedimse, o bildiğiniz bezden yapılmış çadırlar değil…
Üç dört ağaç dalı birbirine çatılıyor, üzerine naylon poşetler örtülüyor ve bu yapı, üç kişilik, beş kişilik bir aile için, lüks bir barınak haline geliyor.
Bu tür çadırlara, bu tür barınaklara dahi sahip olamayan binlerce aile var.
Çeşitli sorunlar nedeniyle alt yapı yatırımları gerçekleşemiyor, bu kadar büyük bir nüfusun tamamına yardım ulaştırılamıyor, güvenlik sorunları nedeniyle, yardım kuruluşları her ihtiyaç sahibine ulaşamıyor.
Çadırlarda ziyaret ettiğimiz çocukların, anne babaların, bırakınız sağlık ihtiyaçlarını, günlük beslenme ihtiyaçlarını dahi karşılamakta çok ama çok zorlandıklarını gördük.
Ben dün, Medeniyetler İttifakı İstanbul Toplantısında da ifade ettim…
Çocukların ırkları yoktur. Çocukların milliyetleri yoktur. Çocukların, kendi derilerinin rengini, dillerini, inançlarını, yaşayacakları ülkeyi seçme hakları yoktur.
Somalili çocuklar, mevcut manzarada hiçbir mesuliyetleri olmadığı halde, adeta dünyanın tüm yükünü o minicik omuzlarında taşıyorlar.
Oyuncak, ilaç, kitap, defter, kalemden bahsetmiyorum… O çocuklar, günde 3-5 pirinç tanesi dahi yemeden, bir lokma ekmek yutamadan uykuya dalıyor ve maalesef bazıları sabaha çıkamıyor.
Çadırlarda, o minicik ellere dokunan, o çocukların gözlerindeki hüzne şahit olan birisinin, inanın, o çocuklar orada öyle beklerken, gece rahat uyuması mümkün değildir.

Değerli dostlarım…
Somali’deki dram, sadece Somali’nin değil, insanlığın ortak dramıdır.
Ancak, Somali’deki sorun, aynı zamanda, en başta Somalili kardeşlerimizin birliğiyle, beraberliğiyle, ortak mücadelesiyle çözüme kavuşacak bir sorundur.
Şu Somali Atasözü gerçekten, ama gerçekten çok manidar…
BİR EVİN İÇİNDE YILAN VARSA, YILANIN BOYUNU, YILANIN NE KADAR UZUN, NE KADAR KISA OLDUĞUNU TARTIŞMAK GEREKSİZDİR…
Evet… Somali’de bir sorun var… Somali’de sorunu çözmek yerine, BEN-SEN tartışması yapmak, çözüme fayda sağlamayacağı gibi, sorunun daha da kalıcı hale gelmesine neden olacaktır.
Yine bir Somali Atasözü şunu söylüyor:
BİR KARDEŞ, İNSANIN OMZU GİBİDİR…
Evet, biz, Somali’nin omuz omuza verdiğini, ayağa kalktığını, yürüdüğünü görmek istiyoruz.
Biz, Somali’de kardeşlerin kucaklaştığını görmek, kardeşlik hukukunun gereklerini yerine getirdiklerini görmek, işte bu kucaklaşmaya, bu kardeşliğe elimizden gelen her türlü desteği vermek istiyoruz.
Somali bunu gerçekleştirecek güce de, dirayete de, bilince de sahiptir.
Esasen, İstanbul Zirvesi, işte Somali’de görülmek istenen manzaradır.
İstanbul zirvesi, Somali’nin adeta umudu, adeta her zaman görmek istediği manzaradır.
Buradaki manzarayı Somali’ye taşıyarak, inşallah farklı bir Somali’yi siz inşa edecek, biz de bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hep arkanızda, hep yanınızda olacağız.

Değerli dostlarım…
Somali’den güzel haberler, umut verici haberler alıyoruz…
Mogadişu’da hayat canlanmaya başladı. Sokaklar temizleniyor, evler tamir ediliyor, yeni inşaatlar yapılıyor, trafik, alışveriş artıyor, caddeler adeta canlanıyor.
Hepinizin bildiği gibi, Kampala Anlaşması, Yol Haritası, GAROVE ve GALKOYE Prensipleri uyarınca, Somali’de Geçiş Döneminin 2012 Ağustosu’nda son bulması ve yeni bir dönemin başlaması gerekiyor.
Biz, Türkiye olarak, Yol Haritası ve belirlenen prensiplerin hem içerik hem de zaman tahditleri çerçevesinde uygulanmasına önem veriyoruz.
Yeni dönemin kilometre taşları, Kurucu Meclis üyelerinin seçimi, Anayasanın kabulü, Parlamento’nun seçilmesi, Cumhurbaşkanı ve Başbakanın belirlenmesi olacaktır.
Ağustos ayından itibaren, inşallah, artık Somali’nin geleceğini, bizzat Somali halkı şekillendirecektir.
Somali’nin yakın geleceğine dair izlenebilecek politikaların konuşulmasının da zamanı takdir edersiniz ki gelmiştir.
Somali siyasetçilerinin, kanaat önderlerinin, sivil toplum örgütlerinin ve aydınlarının Somali’nin Ağustos sonrası dönemini tartışmalarına ihtiyaç olduğu açıktır.
Uluslararası toplumun da, Ağustos sonrası için Somali’de izlenebilecek daha rasyonel ve yapıcı politikalar oluşturması gerekiyor.
Somali’de barış ve istikrarın kalıcı bir şekilde yerleştirilebilmesi için öncelikle devlet kurumlarının ihdas edilmesi, milli bir ordu, polis ve yargı gücünün kurulması elzemdir.
Yeniden imar ve kalkınma çalışmalarının hem Mogadişu hem de yerel düzeyde kesintisiz biçimde sürdürülmesi bir başka gerekliliktir.
Ayrıca, mülteci ve yerlerinden edilmiş insanların evlerine dönmelerinin sağlanması gerekiyor.
Kısacası, Somali’nin tarihinde Ağustos sonrasında açılacak yeni sayfada yapılması gerekenler kapsam ve nicelik olarak çok fazladır.
Türkiye olarak, sözkonusu çalışmaların yapılabilmesini teminen Somalili aktörlerin hazırlayacağı yeni programı en güçlü şekilde destekleyeceğiz.
Burada şu hususun da altını çizmek durumundayım:
Uluslararası toplum adına ve Somali yönetimiyle yakın işbirliği içinde, devlet inşası sürecini yürütecek yeni bir mekanizmaya ya da misyona ihtiyaç var.
Bu çerçevede, örneğin, yeni ve güçlendirilmiş bir Somali Birleşmiş Milletler Misyonu’nun teşkilinin tartışılmasının zamanı gelmiştir diye düşünüyoruz.
Bu yönde bir ilk adım olarak, Birleşmiş Milletler, Somali’de stratejik bir gözden geçirme çalışması başlatabilir.

Değerli dostlarım…
Somali’de hayatın normalleşebilmesi için ülke genelinde asayiş ve güvenliği tesis edecek ve sürdürecek milli güvenlik kurumlarına ihtiyaç var.
Bugün için Somali güvenlik güçlerinin ülkede temel güvenlik hizmetini sağlayabilmek için yardıma ihtiyacı olduğu görülüyor.
Somali güvenlik güçlerinin yapılandırılması hususunda ülkemizin öncülüğünde “Somali Güvenlik Sektörü’nün Yeniden Yapılandırılması Fonu” kurulması için gerekli girişimleri başlattık.
Aynı şekilde, Somali sınırları içinde de güvenliğin çok daha güçlü şekilde tesis edilmesi gerekiyor.
Muharip bir güç olan AMISOM’un da yerel asayiş ve istikrarın sağlanmasında görevlendirilebilmesinin önünde herkesçe malum birçok engel bulunuyor.
Bununla birlikte, AMISOM’un Somali’de icra etmekte olduğu göreve olan ihtiyaç bir süre daha devam edecektir.

(Türkiye’nin, AMISOM’a 2009 yılında olduğu gibi bir kez daha 1 milyon ABD Doları katkıda bulunmaya karar verdiğini bu vesileyle açıklamak istiyorum.)

Çok değerli katılımcılar,
Değerli misafirler…
Burada, çok kısa olarak, Türkiye’nin Somali için gerçekleştirdiği destek faaliyetlerini de sizlere aktarmak istiyorum…
Son 1 yıl içinde, Somali için düzenlenen yardım kampanyalarında, halkımız, yaklaşık 300 milyon Dolar tutarında bağışta bulundu.
Bir yardımcımı, Somali politikamızın eşgüdümünü sağlamakla görevlendirdim.
Başbakan Yardımcım Sayın Bekir Bozdağ, düzenli olarak Mogadişu’yu ziyaret ederek, Türkiye’nin kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerini yerinde izliyor.
Güvenlik risklerine rağmen, Büyükelçiliğimizi 1 Kasım 2011 tarihinde açarak Somali’deki faaliyetlerimize büyük bir ivme kazandırdık.
Mogadişu’daki tek Batılı Büyükelçilik halen Türkiye Büyükelçiliğidir.
Somali’yi görmeden, orada yaşamadan Somali için doğru ve etkin politikalar üretilemez ve yardımda bulunulamaz.
Uluslararası toplumu bu vesileyle bir kez daha Mogadişu’da temsilcilik açmaya davet ediyorum.
Türk Hava Yolları 5 Mart 2012 tarihinde İstanbul-Mogadişu seferlerini başlattı. Böylece ilk defa Somali’nin dış dünyayla doğrudan bağlantısı kuruldu.
Türkiye olarak Mogadişu’da çok sayıda kalkınma ve altyapı projesini hayata geçirmeye çalışıyoruz.
Faaliyetlerimiz Mogadişu ile de sınırlı kalmıyor.
Puntland ve Galmudug bölgelerinde iki ayrı Bölgesel Kalkınma Ofisi kurma çalışmalarımız son aşamaya geldi.
Nitekim bu konferans marjında Türkiye ile Somali arasında Bölgesel Kalkınma Ofislerinin kuruluş anlaşmasını da imzalayacağız.

Değerli dostlarım…
Biz, Türkiye olarak, her türlü imkanımızla, her türlü desteğimizle, Somalili kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.
Somali’nin sorunlarını uluslararası platformlarda dile getirmeyi, Somali için uluslararası girişimlerde yer almayı sürdüreceğiz.
Yine bir Somali atasözü şunu söylüyor:
“BİR İNSANIN, EN RAHAT UYUYABİLECEĞİ YATAK, BARIŞ YATAĞIDIR.”
Biz, Somali’de barış zeminin güçlenmesi, barış zemini üzerinde müreffeh bir Somali’nin yükselmesi için her zaman yanınızda olacağız.
İstanbul’daki bu anlamlı kardeşlik manzarasının Somali’ye aynı şekilde taşınması temennimi yinelemek istiyorum.
İstanbul Zirvesine katılan tüm dostlarımıza, tüm temsilcilere tekrar hoş geldiniz diyor, 2’nci Somali Konferansı’nın hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.